SULTANIN SEYİR DEFTERİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
SULTANIN SEYİR DEFTERİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Kasım 2010 Çarşamba

ARMUTLU, BAYRAM VE GÜVEÇTE ET


Herkesin geçmiş bayramı mübarek olsun. Malum uzunca bir tatil olunca günleri dolu dolu geçirelim derken sizleri ihmal ettim :( Önceden kutlayamadım bayramınızı. Kusuruma bakmayın.

Tatil bir hayli yoğun geçti, evimde iki gün oturabildim. Bayramdan önceki hafta sonu Armutlu'ya gittik kayınvalidemlerin yanına. İki günde uzun zamandır yapmadığım tüm aktiviteleri yaptık ailecek. Bisiklete bindik, deniz kenarında yürüdük, havuz sefası ayrı. Hava da yazdan kalma olunca tüm kurtlarımızı Armutlu'ya döktük geldik :) Selim için de iyi oldu, çok eğlendi.





Aa ! Unutmadan Armutlu'ya giderseniz eğer zeytin reçeli ve acı soslu yeşil zeytin almadan sakın dönmeyin. Zeytin reçelini 3 sene öncesi İstanbul- Eminönü' de Yeni Cami altındaki zeytin ürünleri satan bir dükkanda görüp almıştım ilk kez, tavsiye ederim çok hafif ve hoş bir tadı var. Soslu yeşil zeytin ise acıyı sevenlere çok iyi gelecek :)

Bayram da aile ve akraba ziyaretleriyle geçti. Çok şükür yakınımızda akrabalarımız var da bayramda gerektiği gibi vazifelerimizi yerine getirebiliyoruz. Ben çok önem veriyorum bayram ziyaretlerine, zaten iş güç derken ihmal edip görüşemediğimiz akrabalarmızı, büyüklerimizi hiç değilse bayramda ziyaret etmeli, gönüllerini almalı değil mi?

Bayram öncesinde bayrama özel bir tarif ekleyemedim,sonrasında etli bir tarif ekleyeyim diye düşündüm. Bakın bakalım iyi düşünmüş müyüm?

MALZEMELER (4 kişilik)
4 adet güveç kase
200 gr. dana eti
1 çay kş.kekik
1 adet defne yaprağı (varsa)
Bir tutam nane ve fesleğen
1/2 çay kş. pul biber
Tuz, karabiber
1 adet söğüş doğranmış küçük soğan
2 diş rendelenmiş sarımsak
1 adet küçük küp küp doğranmış domates
1-2 adet sivri biber
Yarım su br.na yakın sıcak su
1/2 çorba kş. salça
Kaşar peyniri rendesi
YAPILIŞI
Teflon tencerede 2 çorba ks. sıvı yağı kızdırın, içine döner gibi ince ince doğradığınız etleri ve defne yaprağını atın, tencerenin kapağını kapatın. Orta ateşte etler suyunu salıp çekince tuz, kekik, pul biber, nane ve fesleğeni ekleyin.  Pişince ateşten alın.

Ayrı bir kapta  sıcak suyun içinde salçayı eritin. Soğan, sarımsak, domates, biber ve biraz karabiber, tuz da ilave ederek harmanlayın.

Eti güveç kaselere paylaştırın. Üzerlerine soğanlı karışımı ilave edin. Kaşar peyniri rendesini de en üste ekleyerek kaseleri fırın tepsisine alın, 190 derece fırında kaşar eriyip kızarna kadar pişirin. Sıcakken servis edin. AFİYET OLSUN :)

20 Ağustos 2010 Cuma

AKÇAKOCA ve CACIK

Akçakoca ve cacık ne alaka demeyin. Akçakoca fotoğraflarımı yayımlamadan olmazdı, bir de malumunuz Ramazan, iftar sofralarında şöyle buz gibi bir cacık da  iyi gider, ertelememek lazım diye düşündüm ;)

Efendim Akçakoca- Kirazlı Köyü babannemin memleketi. Tatilimin 3 gününü de orada geçirdik. Doğu Karadeniz'de Düzce'ye bağlı deniz kenarında hoş bir ilçe Akçakoca.

Akçakoca'ya gidildiğinde vakit kaybetmeden görülecek ilk yer Merkez Cami bence. Cami hoş ve ilginç mimari yapısıyla Türkiye'de tek olma özelliğine sahip. 
 
Caminin içinden kareler
 Camide, kubbesinin görüntüsünde avizeler mevcut.
Camiden çıkınca ise hemen alt kattaki markete uğrayıp bir paket keş satın alın :) 
Sadece Akçakoca'da satıldığını gördüğüm KEŞ, kısaca süzülmüş yoğurdun tuzlanıp kurutulmasıyla elde ediliyor. Buralarda da  vardır ama hiç ihtiyaç duyup aramadım. Fındıklı erişte ve makarnanın üzerine rendelendiğinde müthiş oluyor. Domatesli biber kızartmasının üzerine de çok yakıştırıyorum. Kulağınıza küpe olsun, bir gün keş peyniriyle karşılaşırsanız,"Amaan, bu taş gibi şeyi ne yapacağım?" demeyin :)

Gezip görülecek yerlerden biri de Ceneviz Kalesi. Eğer yolunuz düşerse uğramadan sakın geçmeyin.
 Ceneviz Kalesi,  denize nazır müthiş manzarası olan bir mesire yeri.  1216 yılında Cenevizliler tarafından ticaret gemilerine yol göstermek için kurulmuş. 1261 yılında Bizans'ın eline geçmiş. 1323 yılında Orhangazi'nin bölgeyi Osmanlı topraklarına katmasıyla kale ve civarı Akçasar ismini almış. Sonraki yıllarda ise şehir önce Akçaşehir ve sonra da bugünkü adı olan Akçakoca ismini almış.
Kale plajı

 Kaleden günbatımı

Selim'in Akçakoca'ya ilk gidişiydi, çok mutluydu :) Yolculuk sırasında ise bizi hiç üzmedi maşallah.

Dedesiyle tırtır (patpat) kullandı. Tırtır Akçakoca'da fındık tarlalarının içlerine kadar kolayca ulaşımı ve yük taşımayı sağlıyor. Hemen hemen herkeste var. Köyden ilçeye inişte bile artık tırtır kullanır olmuş halk.

Köydeki evden manzara

Bu eski ev ise küçüklüğümden beri çok hoşuma gimiştir.


Makinamın pili bitti bitecek derken Akçakoca'da çektiğim son fotoğraf. "Dondurma tostu" :) Yengem Akçakoca'ya gider gitmez "akşam sahile iner dondurma tostu yeriz" deyince ben de yemeden ve zorla da olsa fotoğraflamadan dönmedim.


Gelelim cacığa :) Cacık hemen herkesin bilip yaptığı bir tarif. Ama her hanımın cacık yapışı da farklı oluyor. Kimi salatalığı rendeliyor, kimi ince ince doğruyor... Ben cacığı hafif katıca ve dereotlu, naneli çok seviyorum. Bu da benim usül cacık tarifim.

 MALZEMELER
4 adet salatalık
2 su br. hazır yoğurt
1 su br. su
1 diş rendelenmiş sarımsak
1 çay kş. kuru nane
Yarım demet kadar ince kıyılmış dereotu
Tuz
Üzerine zeytin yağı

YAPILIŞI
Salatalıkları kabuklarını soymadan rendeleyin. Üzerine yoğurt (ev yoğurduyla yaparsanız yarım su br. su eklemeniz yeterli olacaktır, kıvamını dilediğiniz gibi ayarlayabilirsiniz ), su, sarımsak, nane, dereotu ve tuz ilave ederek karıştırın. Kaselere boşaltın. Üzerlerine zeytin yağı gezdirerek servis edin. AFİYET OLSUN :)

Son olarak da bizim yakışıklı dayı oğlu Esad' ın fotoğrafını ekleyerek herkese hayırlı cumalar ve hayırlı iftarlar diliyorum. Haftaya iftar mönülerimle geliyorum, haberiniz ola :)

7 Ağustos 2010 Cumartesi

MENEKŞE YAYLASI

Her güzel şey gibi çabucak geçen iki haftalık senelik iznimi güzelce değerlendirdim. "İki hafta yetti mi ?" derseniz;  hiç sormayın, yetmedi, zamanım olsaydı daha gidilecek yerler mutlaka bulurdum :)

Menekşe, halk diliyle Menemşe:) Yaylası, insanın ruhunu dilendirebileceği küçük bir karadeniz yaylasını andırıyor. Bahar ayında yaylada açan menekşelerden ismini almış. Kocaeli- Başiskele-Bahçecik Soğuksu yolundan, Servetiye Karşı Köyü üzerinden tabelaları takip ederek ya da Kocaeli-Başiskele-Yuvacık Baraj yolundan ulaşım mevcut. Yol arabayla yaklaşık 1,5 saat sürüyor. Başiskele merkeze 25-30 km kadar.
Büyük dedelerden kalma Menekşe Yaylasında kaldığımız ev

Evin bahçesine oturup, bacaklarımı uzatıp bu manzarayı akşama kadar seyredebilirim.

Yaylaya sabah 8 aile çıktık. Önce karnımızı bir güzel doyurduk. Mönüde kızartma, menemen ve muhtelif kahvaltılıklar vardı. Bakıldığında çok özel bir mönü değil belki ama erkeklerin elinden ve mutfaktaki ocakta odun ateşinde de pişince pek bi lezzetli oluyor :) Ellerinize sağlık diyeyim onlar kendilerini biliyorlar :)

Karnımızı doyurup çayımızı yudumladıktan sonra "BAKACAKLAR" dediğimiz yere doğru yola çıktık. Yarım saatlik bir yürüyüşten sonra tepenin başında balkon misali bir yer. Karşınızda ise Yuvacık Barajı, İzmit Körfezi ve göz alabildiğine yeşil.

Hava sıcak olduğundan çok net bir görüntü yakalayamadım. Daha profesyonel bir makina almam şart :)
Bakacaklar dönüşü yerini eniştem ve teyzemin keşfettiği geniiiiş bir alandan bir güzel hamduspara (böğürtlen) yedik.
Hatıra fotoğrafları çekildik. Ben kendimce çiçek, böcek fotoğrafları çektim :)

Yürüyüş sonrası bir fasıl daha sofra kuruldu. Sonrasında ise yaklaşık 15 kişiyle sülalece yakan top oynadık. Ertesi günlerde vücudumdaki hamlık ağrılarını ise ne siz sorun ne ben söyleyeyim :)

Geceye herkes kalmadı, evlerine dönenler oldu. Gece ay ışığı ve ayaklarımızın dibine kadar sokulan sis muhteşem. Sırtımıza giydik montlarımızı, yaktık ateşimizi.

Çekirdek çıtlattık ateşin başında.

Yaylada elektrik yok. Fenerlerle eski zamanlardaki gibi bir yaşam. Evde çook önceleri yaşanan farklı yaşamları düşündürüyor insana. Bilemiyorum belki de bu evin büyüsü burada gizli...
Evde elektrik yok ama rahatımız için herşey düşünülmüş :)

Ertesi sabah kahvaltıda komşudan alınan tereyağı, mısır unu, ve ekşimekle yapılan mısır unlu muhlama ve minci  kavurması, ımm ! Tadı hala damağımda, Yengeciğimin ellerine sağlık

İkinci gün de tavla, okey, ye, iç derken geçiverdi. Herkes için çok keyifli iki gün oldu. Ertesi gün babam, ben ve eniştem işe gideceğimizden akşama doğru topladık bohçalarımızı evlerimize döndük :( Bir gece değil en az iki geceliğine gitmeli seneye. İnşallah...

Selim de pek keyifli baksanıza


Teyze oğluyla teyze kızının hamak keyfi, oohh :)

Menekşe kamp, trekking ve safari turları da mevcut. İlgilenenlere yardımcı olmak adına bir iki siteyi sizlerle paylaşmak istiyorum. Mutlu kalın :)

24-25 Temmuz 2010

5 Temmuz 2010 Pazartesi

KO-MEK PİKNİĞİ, ESKİHİSAR VE OSMAN HAMDİ BEY

KO-MEK çalışanları olarak Eskihisar-Osman Hamdi Bey müzesinin bahçesinde bir araya geldik.

Kocaeli Büyükşehir Belediye Bandosu ve öğretmen arkadaşlarımızın yorumlarını dinledik, sohbet ettik, Murat Bey'in pişirdikleriyle karnımızı doyurduk, sahilde gezindik, dondurma yedik. Deniz güzel ve dinlendiriciydi. Eski yapıları sevdiğimden Osman Hamdi Bey'in evine baktıkça  bakasım geldi zaten :) 
Bu keyifli gün için emeği geçen herkese teşekkür ederim.

 
Murat Bey'e de ayrıca teşekkür etmek gerek diye düşünüyorum. O sıcakta saatlerce mangal başında durmak da kolay iş olmasa gerek.

Biraz da Eskihisar ve Osman Hamdi Bey ile ilgili kısaca bilgi vermek istiyorum. Ola ki bir gün gidip ben de şurayı bi göreyim dersiniz. Eskihisar'a vapur seferleri mevcut benden söylemesi.
Osman Hamdi Bey

Bir bürokrat olarak sadrazamlığa kadar yükselmiş ve Osmanlı İmparatorluğu'nun yurtdışına öğrenim görmesi için yolladığı ilk dört öğrenciden biri olan İbrahim Edhem Paşa'nın oğlu olan Osman Hamdi Bey; Osmanlı kültür, sanat ve bilim hayatında son derece önemli bir rol oynar.
1842 yılında İstanbul'da doğdu. 1860'da hukuk öğrenimi için Paris'e gitti. Hukuk öğreniminin yanı sıra o dönemim ünlü ressamlarının atölyelerinde resim eğitimi aldı.1869 yılında Bağdat Yabancı İşler Müdürlüğü''ne atandı. 1871'de İstanbul'a geri dönünce sarayda çalıştı. 1881'de Müze-i Hümayun (İmparatorluk Müzesi)'a atandı. Bu görevi ile Türk müzeciliğinin parlak dönemleri başladı.1883 yılında Güzel Sanatlar Akademisi Sanayi-i Nefise Mekteb-i Alisi'ni ve İstanbul Arkeoloji Müzesi'ni kurdu ve müdürlüklerini üstlendi. 1884'te o güne kadar hiç gündeme gelmemiş olan ve çokça kayıp verilmiş olunan bir zaafı, antik eserlerin yurt dışına çıkarılmasını yasaklayan Asr-ı Atîka Nizamnâmesini çıkarttırark yürürlüğe soktu. Müzeciliğinin yanında ressam olarak da önemli eserler verdi.

Osman Hamdi Bey'in ünlü eserlerinden Kaplumbağa Terbiyecisi


Eskihisar Osman Hamdi Bey Evi ve Müzesi

1945'de çıkan bir yangın ile üst katı yanmış. 1966'da köşk ve korusu Kültür ve Turizm Bakanlığı'nca  kamulaştırılmış, iki yıl süren onarım çalışmalarıyla bugünkü haline dönüştürülerek müze haline getirilmiş. 2006'ya kadar Kocaeli Müzesi Müdürlüğüne bağlı birim olarak hizmet veren müze, bu tarihten sonra Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanlığına geçmiş ve Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı, Müzeler Şube Müdürlüğü tarafından yapılan çalışmalar ile galeri müze özelliği verilerek yeniden faaliyete girmiş. Müzenin içindeki dekorasyon  tamamen dönem özelliklerine göre hazırlanmış. Üst katta Osman Hamdi Bey'in "Çiçek Düzenleyen Kız" tablosuna ilham veren anın üç boyutlu modellerle canlandırılışını da görmek mümkün.


Darıca-Eskihisar, Osmanlılar zamanında yönetimin üst kademelerinden insanların yazları sürekli kaldığı bir yer olduğundan bir çok tarihi yapıya rastlamak mümkün. Sahil şeridi ise çok güzel düzenlenmiş.
Eskihisar sahili

Deniz çok güzeldi, bir bey önceki gün yunusların geldiğini söyledi, yine gelirler diye bekledik ama şansımıza gelmediler :)

Eski Cami; zamanla yıkılan caminin yerine yenisi yapıldığından  eski mimari özelliğini kaybetmiş.


Sahilden bir başka kare
Eskihisar ve Osman Hamdi Bey hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Tüm günleriniz güzelliklerle geçsin :)

22 Mayıs 2010 Cumartesi

KO-MEK YUVACIK YEREL SERGİMİZ

Hoşbulduuuummm :) Bilmem eksikliğimi farkeden arkadaşlar var mı? Biraz sitem edeyim bari. Olmaz mı? Sümeyye soruyordu sık sık "Hadi Ümmü ne zaman tarif ekleyeceksin?" diye, bir de dün Cahide sormuş nerelerdesin diye, sağolun arkadaşlar. Şimdi "Senin tembelliğin, tarif eklemiyorsan biz ne yapalım? Unutturmasaydın kendini" derseniz de kızmam onda da haklısınız az buçuk :)

Efendim, ben bunca zamandır nerelerdeyim? 28 Nisan sonrası biraz tembellik yaptım, evet. Üzerine de yerel sergi telaşımız eklenince neredeyse bir ay olmuş yazmayalı. Daha önce bahsetmemiştim nerede çalıştığımdan. KO-MEK (Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Meslek ve Sanat Eğitim Kursları) Yuvacık Kurs Merkezi'nde idareci olarak çalışmaktayım. KO-MEK, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi'nin, halkın sosyal ve mesleki gelişimi için verdiği en güzel hizmetlerden biri. Büyükşehir Belediye Başkanımız İbrahim Karaosmanoğlu'nun da dediği gibi bir insanlık mucizesi. Bilgisayardan İngilizceye, El Sanatlarından Kuaförlüğe, Gaz Altı Kaynakçılığına , tüm branşlarda ilkokul mezunundan üniversite mezununa kadar bireyleri bir arada toplayarak, gelişmelerine katkıda bulunan bir kurum KO-MEK. Bu eğitimler sayesinde 65 yaşındaki bir teyze evinin yakınındaki Aerobik kursuna gidebiliyor, maddi imkanları yeteri kadar olmayan bir babanın kızı ücretsiz İngilizce kurslarına gelerek, kendini geliştiriyor, bu sayede dışarıdan verdiği Lise sınavlarında başarılı oluyor. Gün geçtikçe güzelleşen ve gelişen Kocaeli gibi , Kocaeli halkı da gelişiyor, sosyalleşiyor. İşte tam burada Sayın Karaosmanoğlu'na teşekkür etmek gerek, çünkü Kocaeli en güzel çağını yaşıyor.

2009 Ekim ayında başladığımız eğitim dönemi sonunda ortaya çıkan güzellikleri paylaştığımız, her kurs merkezinin kendi yerinde kendi ürünlerini sergilediği yerel sergilerimiz Mayıs 14 itibariyle başladı. Haziran 16 da yerel sergilerimiz sona eriyor ve sonrasında tüm kurs merkezlerinin katılımıyla yaptığımız genel sergimizle sezonu kapatıyoruz. 2 senedir Kocaeli Fuarı'nda gerçekleşen genel sergimiz bu sene de aynı yerde, Güneş Sahnesi'nde 18 Haziran 'da açılıyor. Şimdiden hepiniz davetlisiniz.

Bu sene Yuvacık yerel sergimiz 17 Mayıs'ta açıldı. Ziyaret edenler daha önce de sergilerimizi gezenler, bu sene bir başka güzel olduğunu söylüyorlar. Kursiyerlerimiz ve öğretmenlerimiz adına ben de tüm ziyaretçilerimize teşekkür ederim, emeklerimizin karşılığını aldık çok şükür.

Bugün bir de tarif eklemeyi düşünüyordum ama vazgeçtim. Şimdi sizleri sergi fotoğraflarımızla başbaşa bırakıyorum. Güzelliklerle kalın..... :)